sayfa yükleniyor...
Mimarlık yalnızca binalar tasarlamak ve inşa etmek değildir. Mimarlık; nasıl kentlerde yaşayacağımızı, nasıl bir çevrede büyüyeceğimizi ve gelecek nesillere nasıl bir ülke bırakacağımızı belirleyen en önemli toplumsal araçlardan biridir.
Biz binalarımızı şekillendiririz; ancak zaman içerisinde binalarımız, sokaklarımız ve kentlerimiz de yaşam biçimimizi, ilişkilerimizi ve geleceğimizi şekillendirir.
Uluslararası Mimarlar Birliği (UIA) tarafından 2026 Dünya Mimarlık Günü teması “Housing is a Human Right. Build It.” (Barınma Bir İnsan Hakkıdır. İnşa Edin.) olarak belirlenmiştir. Bu tema, mimarlığın yalnızca fiziksel çevreyi biçimlendiren bir meslek olmadığını; barınma hakkı, yaşam kalitesi ve toplumsal refah açısından da temel bir sorumluluk taşıdığını bir kez daha hatırlatmaktadır.
Her yeni yapı bulunduğu çevreyi ve kent siluetini değiştirir. Her sokak gündelik yaşamımızın bir parçasıdır. Her meydan, park ve kamusal alan toplum olarak ortak değerlerimizi ve kent kültürümüzü yansıtır.
Bu nedenle mimarlığın niteliği yalnızca mimarların veya yapı sektörünün değil, toplumun tamamının meselesidir.
Nitelikli mimarlık; daha yaşanabilir kentler, daha sağlıklı çevreler, daha güçlü topluluklar ve herkes için daha yüksek bir yaşam kalitesi demektir.
Bugün kentlerimiz hızlı ve çoğu zaman kontrolsüz bir yapılaşma baskısı altındadır. Yapılaşmanın yalnızca ekonomik değer, metrekare ve yatırım üzerinden değerlendirilmesi; kent kimliğinin, kültürel mirasın, doğal çevrenin ve kamusal yaşamın giderek geri plana itilmesi riskini beraberinde getirmektedir.
Oysa bir ülkenin gelişmişliği yalnızca ne kadar çok yapı ürettiğiyle değil, ne kadar nitelikli, güvenli, erişilebilir, sürdürülebilir ve insan odaklı yaşam çevreleri oluşturabildiğiyle ölçülmelidir.
Kentlerimizi oluşturan yapılar yalnızca bugünün ihtiyaçlarını karşılamak üzere inşa edilen ekonomik ürünler değildir. Onlar aynı zamanda gelecek kuşaklara bırakacağımız fiziksel ve kültürel mirasın parçalarıdır.
Bu nedenle kentlerimizin kimliğine, kültürel mirasımıza, doğal çevremize ve ortak yaşam alanlarımıza sahip çıkmak hepimizin ortak sorumluluğudur.
Planlama ve yapılaşma kararlarında kamu yararı esas alınmalı; mimarlık ve şehircilik politikaları kısa vadeli ekonomik beklentilerin ötesinde, toplumun uzun vadeli yaşam kalitesini gözetmelidir.
Kamusal alanlarımızı çoğaltmalı, kültürel mirasımızı korumalı, iklim krizine karşı dirençli kentler oluşturmalı ve herkes için erişilebilir, güvenli ve nitelikli yaşam çevreleri yaratmalıyız.
Daha çok yapı üretmeyi değil, daha nitelikli çevreler yaratmayı hedeflemeliyiz.
Çünkü iyi mimarlık bir lüks değildir.
İyi mimarlık bir ayrıcalık değil, herkesin hakkıdır.
KTMMOB Mimarlar Odası olarak, mimarlığın toplumun yaşam kalitesini yükselten kamusal bir sorumluluk olduğuna olan inancımızla; meslektaşlarımızın, kentlerimizin geleceği için çalışan tüm meslek insanlarının ve toplumumuzun Dünya Mimarlık Günü’nü kutlarız.
Geleceğimizi birlikte ve nitelikli bir mimarlık anlayışıyla şekillendirmek dileğiyle.
KTMMOB MİMARLAR ODASI
BAŞKAN VE YÖNETİM KURULU
?